Umduğunu Bulamayanlar : Paris Sendromu

Paris dediğimiz zaman hepimizin aklına romantik, sokakları taze kruvasan kokan, etrafta güleryüz insanları olan bir şehir geliyor. Orada çekilmiş filmler , fotoğraflar ve sosyal medyadaki paylaşımlar bizim böyle düşünmemizi sağlıyor. Fakat oraya giderek hiç beklemediği bir şehirle karşılaşan insanlar da var. İnsanlar o kadarda güleryüz değil, herkes bir yere koşuşturuyor, sokakları tozlu ve kirli, her yerde size bir şeyler satmaya çalışan insanlar var ve Eyfel Kulesi hiç fotoğraflardaki gibi gözükmüyor. Böyle bir şey ile karşılaşmayı beklemeyen insanların bazıları bu yüzden depresyona girebilir ve durum özellikle en çok Japonlarda görülür.

Japonlar ülkelerinde güvende ve sakin bir şekilde yaşamaya, mağazalarda ve kafelerde satıcılar tarafından ilgi ve saygı görmeye alışkınlar. Ülkelerinde herkes birbirine saygı duyar ve karşısındakinin düşüncesine çok önem verir. Bu ülkede Fransız restoranları, yemekleri ve Fransa’yla bağlı eşyalar çok popülerdir. Japonlar Paris’i hayaller şehri olarak tanımlar ve bu mükemmel şehri görmek için sabırsızlıkla beklerler.

Sonunda Paris’e gelebilen japonların birçoğu gerçek Paris’i görerek kültür şoku yaşıyor. Toz pembe hayal ettikleri bu şehirdeki insanlar neden çok soğuk? Neden Eyfel kulesi fotoğraflarda ki gibi gözükmüyor? Sokaklar temiz değil ve o kadar da romantik bir şehir değil…. Bu düşüncelere kapılan Japonların bazıları depresyona giriyor ve bu yüzden psikoloğa gitmek zorunda kalıyor. İşte bu durumun adı ”Paris Sendromu”. Genel olarak 20-30 yaş arası Japon kadınlarda görülür ve yılda en az 10 kişiye bu teşhis konulur. 

Fransa’ya giden japon turistleri genel olarak rahatsız eden şey fransızların onlara karşı iyimser olmayan tavırları. Ülkelerinde hiç böyle bir tavırla karşılaşmayan japonlar neye uğradıklarına şaşırıyorlar. Bunu daha iyi anlamak için Fransa’ya giden Japon şarkıcısının başına gelenlere bakabiliriz. 2015 yılında ünlü japon muzisyen Gackt Fransadan döndükten sonra gördüğü saygısız tavırları şaşkın bir şekilde anlattı. Otel restoranına giren müzisyen pencere önünde oturmak istedi. Fakat yerine oturur oturmaz yanına hemen restoran çalışanı gelerek yerini değiştirmesini istedi. Bir süre sonra restorana giren avrupalı insanlar pencere önündeki masaya oturdular ama onlara bir şey denilmedi. O masaya oturmak isteyen başka bir asyalı insana da izin verilmediğini gören Gackt şaşkın bir şekilde kendini tutamayarak restoran çalışanlarına yaklaştı ve onlara neden pencere önünde oturamayacağına dair mantıklı bir açıklama istedi. Bu soruya nasıl cevap vereceğini bilemeyen çalışan çözümü müzisyeni aldırmamakta bularak soruyu cevapsız bıraktı. Görünen o ki, fransızlar asyalı insanların restorandaki güzel yerlerde oturmalarından rahatsız oluyordu. Gackt başına gelen bu olayı anlattıktan sonra diğer japonlarda aynı tavıra maruz kaldıklarını ve başlarına gelenleri anlatmaya başladılar. Böylelikle böyle bir sonuca vardılar: Fransızlar asyalı insanları sevmiyor.

Bu tavırla karşılaşan bazı Japonlar diğerleri gibi bunu kolay bir şekilde atlatamıyorlar ve ”paris sendromu” ile psikolog yardımına ihtiyaç duyuyorlar. Peki sizin başınıza başka bir ülkede böyle bir olay geldi mi?

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir