Borderline Kişilik Bozukluğu Nedir? Nasıl Anlaşılır?

Borderline kişilik bozukluğu (sınırda kişilik bozukluğu) duygusal dengesizlik, yüksek kaygı ve endişe, öz kontrolde yaşanan zorluklar gibi özellikleri olan bir kişilik bozukluğudur. Peki bu kişilik bozukluğunun belirtileri ve nedenleri nelerdir?

Sınırda kişilik bozukluğunun belirtileri:

İlk olarak bu kişilik bozukluğuna sahip olan insanların düşünce tarzlarına bakalım 

İkili düşünce tarzı ve duygusal dengesizlik.

Bu tür kişiler durumu farklı şekilde değerlendirirler. Her şey ya çok iyi ya da çok kötüdür. Yani onlar için her şey ya siyah yada beyazdır ve asla bu iki renk arasında var olan gri tonlarını görmezler. Bir gün hayatlarının muhteşem olduğunu düşünebilir ve çok mutlu hissedebilirler ama ertesi gün en kötü hayata sahip oldukları düşüncesiyle uyanarak depresif bir hale bürünürler. Bir durumdan diğer duruma geçmek için bir kaç dakika bile yeterlidir. En çok bulundukları ruh haliyse depresif ruh halidir.

Bir çok kişi bu kişilik bozukluğunun bipolar bozukluğundan ne farkı olduğunu soruyor. Fark şu ki, bipolar bozukluğunda ki ruh halinin ani şekilde değişmesi dış faktörler nedeniyle gerçekleşmez. Fakat bu kişilik bozukluğundaki ani ruh hali değişikliği dış faktörlerin etkisi sayesinde gerçekleşir. Daha doğrusu kişinin etrafında gerçekleşen olayları abartılı bir şekilde algılaması sayesinde.

Kimlik bozukluğu.

Kim olduklarını, nelerden hoşlandıklarını ve bu hayattaki rollerini bir türlü anlayamazlar. Sürekli olarak gerçek benliklerinin arayışındadırlar. Bu yüzden ilgi alanları, değerleri ve tarzları sık sık değişebilir. 

Duygusal anlamdaki belirtilerine bakılırsa;

Öfke patlamaları.

Etrafında dönen olayları abartılı şekilde algılamaları sonucu onlara agresif tavırlar sergilerler. Asla öfkelerini saklamaya çalışmaz ve hemen gösterirler. Bazı durumlarda çok agresif davranırlar. Hatta karşısındaki kişiye fiziksel şiddet uygulayabilir, etrafındaki eşyalara zarar verebilirler. Aynı zamanda kendilerine de fiziksel zarar vererek sakinleşmeye çalıştıkları görülmüştür.

Duygusal boşluk.

Bazen hiç bir şey his edemezler ve bu durumdan rahatsızlık duyarlar. Hatta bazı hastalar sırf hiç bir şey his edemiyor diye bir uzmana başvurarak Borderline Kişilik Bozukluğuna sahip olduğunu öğrenmiştir.

Davranışlarına bakılırsa.

Yalnız kalma ve terk edilme korkusu.

Yalnız kalmaktan çok korkarlar ve birilerinin onları terk etmesinden çok kötü etkilenirler. Sürekli olarak karşısındakilerin onları terk edebileceğini düşünür ve bundan şüphe duyarlar. ( Karşısındakinin böyle bir niyeti olmadığı halde). Örneğin birini buluşalım diye arıyorlarsa ve o kişi o an meşgul olduğu için gelemiyorsa hemen kötü şeyler düşünmeye başlarlar. Aradıkları kişinin artık onlardan sıkıldığını ve terk etmek istediğini düşünmeye başlayarak depresifliğe bürünürler.

Özellikle yakınlarına karşı olan tartışmacı tavırları.

Terk edilme korkularına rağmen sık sık etrafındaki insanlarla tartışırlar. Aynı zamanda ikili düşünce tarzları insanlarla olan ilişkilerinde de kendini gösterir. Örneğin, bir gün sevgilisinin dünyanın en iyi sevgilisi olduğunu ve onu çok sevdiğini düşünür. Fakat sıradaki gün sevgilisinin korkunç biri olduğunu düşünerek ondan nefret edebilir. Bu durum sadece kendisine değil aynı zamanda sevgilisine de zarar verir.

İntihara ve kendine zarara eğilim.

Bu kişilik bozukluğuna sahip kişilerde intihara eğilim oranı maalesef yüksek olmakta. Bazen ”İntihar ederim”, ”Kendime zarar veririm” tarzı cümlelerle yakınlarına blöf yaparak istediklerini yaptırmaya çalışırlar. Örneğin, benden ayrılırsan canıma kıyarım…

Düşüncesiz hareketler.

Kendine zarar verebilecek şeyleri yapma eğilimi. Örneğin, kumar, uyuşturucu maddeler, aşırı alkol tüketimi vs.

Bu kişilik bozukluğuna sahip insanların kendilerine karşı olan güvenleri sabit değildir. Sık sık değersiz, beceriksiz ve yeteneksiz biri olduklarını düşünürler. 

İnsanlara karşı güven hissetmekte zorluk çekerler ve karşısındaki kişiye güvenmek için onları sık sık denerler. Bu denemeler sonucu karşılarındaki kişi bundan rahatsız olarak onlardan git gide uzaklaşabilir.

Gerçek hayattan uzaklaşarak kendi kafalarında kurdukları dünyada yaşarlar. Terk edilme korkuları çok büyüktür ve yakınlarının böyle bir niyeti olmadığı halde terk edileceklerine inanırlar. Hatta bundan şüphelendikleri an terk edilmemek için kendileri terk ederler.

Bir kişide bu belirtilerin beş tanesinin görülmesi Sınırda Kişilik Bozukluğu tanısı konulması için yeterlidir. Fakat bu tanıyı koymak çok da kolay değildir. Bu yüzden uzman hastanın durumunu uzun bir zaman içinde analiz eder.

Borderline kişilik bozukluğunun nedenleri:

Bu kişilik bozukluğunun kesin nedenleri tam olarak bilinmese de araştırmalar sonucu kişinin sosyal çevresinin, beyin yapısının ve işlevinin, içinde bulunduğu kültürün ve genetiğinin bunda büyük rol oynadığı bulunmuştur. 

Yakın ailesinde bu bozukluğun görüldüğü kişilerde risk daha fazladır.

Sınırda kişilik bozukluğu olan insanların çoğu çocukluğunda yaşanmış travmalardan ve talihsiz olaylardan bahsetmekte. Bu tür kişilerin sıklıkla belirsiz aile yapılarından ( sadece annesi tarafından büyütülen, büyükannesi ve büyükbabası tarafından büyütülen vs.), sağlıksız aile yapılarından ( örneğin, baba alkol ve uyuşturucu maddeler tüketiyor annesine ve çocuklarına karşı şiddet uyguluyor) ve çocuk evlerinden çıktığı görülmüştür. Çocukluğunda psikolojik ve fiziksel şiddete yada tecavüze maruz kalmış kişilerde bu kişilik bozukluğunun gelişme oranı daha yüksektir. 

Yani kısacası Borderline kişilik bozukluğu hem genetik nedenlerden hem de yaşanmış olaylar nedeniyle kişilerde görülebilir. Genetik olması çocuğun bu kişilik bozukluğu ile dünyaya geleceği anlamına gelmez. Sadece kişide, maruz kalınan uygunsuz çevresel koşullar sonucu, Sınırda Kişilik Bozukluğunun gelişme oranı daha yüksektir.

Sınırda kişilik bozukluğu tedavi edilebilir mi?

Eskiden bu kişilik bozukluğunu tedavi etmek aşırı zor olarak bilinse de şimdiki tedavi yöntemleriyle bu daha kolay bir hal almış durumda. Bu bozukluğa sahip bir çok kişi tedavi sonrası belirtilerin ciddi bir şekilde azaldığını söylüyor. Bunun için sadece uzman tarafından uygulanan düzenli bir tedavi süreci gerekiyor. Tedavi süreci uzun zaman talep edebilir. Bu yüzden kişinin ve yakınlarının biraz sabırlı olması gerekir.

Bu bozukluğa sahip olan kişi psikiyatrist ve klinik psikologun yardımıyla tedavi edilir. Klinik Psikolog uzun bir tedaviyle kişinin sorunlarına farklı taraflardan bakmasını ve farklı şekilde değerlendirmesini sağlar. Psikiyatrist ise ilaç tedavisiyesle (örneğin antipsikotikler ve antidepresanlarla) kişinin sinir sistemini stabil bir duruma getirerek yardımda bulunur. Bu tedaviler sonucu kişide görülen ve yaşam kalitesini olumsuz etkileyen belirtiler azalmaya başlar.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir