Angel Şelalesinin İlginç Tanıtım Hikayesi

İnsanlar tarafından hiç değişikliğe uğramayan ve kendini dış dünyadan izole ederek yüzlerce yıl önceki doğallığını korumayı başaran yerlerden biri de Angel şelalesidir. Bu şelale dünyanın en yüksek şelalesi olarak biliniyor ve Venezuelanın güneydoğusunda yer alıyor.

Avrupalıların burayı 16-17. yüzyıllarda bulduğu düşünülse de o zamanlardan bu yer hakkında yazılmış bir yazı bulunamamıştır. 20 yüzyılın başlangıcında Ernesto Sánchez La Cruz isimli botanikçi Guyana yaylalarına gelerek burada bilime saklı kalmış yeni bitki türleri bulmuştur. Onun bu şelaleyi gördüğü düşünülse de, hala kimse bu tür güzelliği tamamıyla keşfetmemişti. Angel şelalesinin tüm dünyaya parlaması bu olaydan birkaç yıl sonra gerçekleşti. 1933 yılında Guyana yaylalarının üzerinde uçuş yaparak elmas arayan pilot James Angel görüntüsüyle insanı büyüleyen şelaleyi fark etmiş ve ondan çok etkilenmişti. Şelale, inanılmaz yüksek olan tepuilerin (plato şeklinde olan dağ) birinden yeşil ormanın içine doğru akıyordu. Elmas bulamasa da bu tür bir güzelliği bulmuş ve onu dünyaya tanıtmıştır.

Şimdiyse nasıl tanıttığına gelelim.

Şelaleden çok etkilenen pilot 4 yıl sonra yani 1937 yılında araştırma yapma maksadıyla buraya geri dönüyor. Bu büyülü yeri eşine ve iki arkadaşına da göstermek isteyen pilot onları da yanına alıyor. Fakat uçak inişte yapılan bazı yanlışlar yüzünden hasar alıyor. Hasarlı bir uçakla dağda mahsur kalan pilot, eşi ve arkadaşları tam 11 gün içinde dağdan inerek bir kasabaya ulaşmayı başarıyor. Dağın tepesinden tehlikeli hayvanların, zehirli yılanların ve bitkilerin olduğu, geçilmesi çok zor olan sık ormandan 11 gün içinde inerek sağlam kalmayı başarmış insanlar hakkında haber bir anda her yere yayılıyor. Böylelikle bu şelale dünyaya tanınıyor. Fark ettiğiniz gibi şelale adını onu ilk kez dünyaya tanıtan pilottan almış olmaktadır.

Tepede bırakılan uçak 33 yıl sonra orada bulunarak Maracay havacılık müzesine gönderilmiştir. Şimdiyse uçak Cuidad Bolivar havalimanın yanında yerleşmekte.

Angel şelalesi 979 metreden, Auyantepui dağının tepesinden akmakta. Bu bilgi 1949 yılında araştırma için oraya gönderilen grup sayesinde bulunmuştur. Tepui ( plato şeklinde olan dağ) nin tepesine çıkmak sık ormanlar nedeniyle çok zordu ve oraya varmak için tam tamına 19 gün gerekmişti. Şelalenin yüksekliğini hesaplayan araştırmacılar şaşkınlık içindeydiler. Çünkü dünyanın en yüksek şelalesini bulmuştular. 

Daha sonra yapılan araştırmalar sonucu bu tepui nin mıknatıs gibi yağmur bulutlarını kendine çektiği öğrenilmiştir. Bu yüzden orada sık sık yağmur yağıyor ve şimşek  çakıyor. Hatta şimşekler yüzünden orada sağlam bir ağaç bulmak çok zor bir hale gelmiş durumda. Bu yüzden yerliler Auyantepui dağını ”Şeytan Dağı”  olarak adlandırıyor. Üstelik dağın sürekli olarak sisli olması Şelalenin uzun süre boyu neden insanlar tarafından fark edilmediğini açıklıyor.

Burada sadece kertenkeleler, keseli sıçanlar ve bazı kurbağa türleri yaşamakta. Hayvanlar bakımından o kadar da zengin olmayan dağ bitkiler bakımından oldukça zengin. Hatta çok nadir görülen bitki türlerine burada denk gelebilir. Araştırmacılar burada daha önce hiç görülmeyen ve haşeratlarla beslenen bitki türleri bulmuşlardır.

Angel Şelalesine gitmek o kadar da kolay olmasa da, dünyanın her bir yanından meraklı insanlar bu güzelliği görmeye geliyor.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir